Kelimeleri çok severim.
Daha önceden dokunulmuş, yaftalanmış olmaları çok ilgilendirmez beni. Bir “kelime”yle ilk göz göse gelişimi,ilk tanışmamı, ilk yemeğimi, ilk dokunuşumu hiç unutamam. “Kelime” bu, benden önce kim bilir kaç defa hiç istemediği hatta istediği şekilde dokunuldu. Duru, dupduru “kelimeler” yok artık. Önemli değil o kadar, hatta hiç değil. aramak beyhude bir uğraştır.
Eğer siz, “kelime”nin pek güzel elbiselerini itina ile çıkarmış, en masum, en cezp edici, en aklınızı başınızdan alıcı ve bir o kadarda başınıza koyucu ve arazıyelerinden kurtulmuş en gerçek haliyle size kendini sunmasını başarmış biriyseniz, sonra artık o “kelime” kendini eskisi gibi hissetmiyorsa, sorun yok demektir. Sevinebilirsiniz, sığınacak, başınızı yaslayabilecek, gözünün içine baktıkça yeni çağrışımlara olanak sağlayan, yeni kıvılcımlara kanat çırpmanızı sağlayan, dert ortağınız, enisiniz, munisiniz, habibiniz, şehvet dolu kıvrımlarında susuzluğunuzu giderebileceğiniz bir ve biricik kelimeniz olmuş demektir.
Kelimenin doğasıdır bu, öyle ister, çalakalem alışkanlıklarla okunup, yazılıp, kullanılıp atılmayı istemez bir kenara. İtina ile bakmanızı, dokunmanızı, en ince ayrıntısına kadar çözülmeyi, çözümlemenizi, daha önce hiç görmediği yerleri ona titizlikle, elinden tutarak göstermenizi, ona bambaşka anlamlar yüklemenizi ve sonunda en çıplak en gerçek haliyle kullanılmayı bekler.
İş burada kalmaz, bin bir güçlükle elde edilen bu güzel “kelime” her gün sizden yeni “bakış”lar, farklı “ödev”ler bekler.Aman dikkat bu arada, hemen zafer sarhoşluğuna kapılmayın, dışarıda “kelime”nizin güzelliğine yan gözle bakan başka vandal, arsız yaratıklar olacaktır. Kelimenize saldıracaklardır, hazırlıklı olmalısınız. Eğer bunu da başarırsanız, sevinin artık “kelimeler alemine” ulaşma yolunu keşfetmiş, “düşüncelere” sahip olabilirsiniz.
Burada alem yapacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Burada kelimelerin doğası gereği bir savaş başlayacaktır. Birbirlerini nadiren sever kelimeler hatta hiç sevmezler. Yan yana durmak istemezler, “rakamlar” gibi değildirler. Aralarındaki uyumu sağlama zor iştir. Kafa patlatır, kambur çıkartır, saç sakal beyazlatır, veremi hatırlatır, uykusuz bırakır. Zor iştir, çok zor çok.
Ne olur bana şimdi “bir insana derdini anlatması için bir hadi bilemedin en fazla dört kelime yeter” demeyin. “Birini bile bulmak bu kadar zorken fazlasında gözü olmasın” diye düşünmeyin. Yok eğer önüne engeller koyacaksanız, genç bir ergenin kolaycılıkla hemencecik yaptığı “kendi eliyle kurguladığı düşünceleriyle kendini tatmin etme” yolunu bana göstermeyin. O “düşünceler” çok tehlikeli, ölümcül, marazi. Başka bir yol biliyorsanız esirgemeyin lütfen.
Eğer bir kelime diğerleriyle uyumu ciddi anlamda, haksız yere bozuyorsa, o kelimeyle ayrılmak gerekir. Göz yaşları, yakarmalar, tehditler sizi yıldırmamalı bu yolunuzdan. Acılıdır bir kelimeden ayrılmak, sızlatır yüreği, ama sonrası selamettir.
Bir dostum kelimeleri çok ciddiye aldığımdan dem vurmuştu yıllar yıllar öncesi. Bilmem, belki hiçte romantik olmayan bir “alman”dan çok etkilenmiştim, sembolik-romantik “Fransız”ın sıklıkla yaptığının tersine. Bana göre değil çalakalem şıp sevmek “kelimeler”i. Edilecek, edilmesi gereken çok kelam var daha kelimeler üzerine.
0 cevap so far ↓
There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.